Müşteri deneyimi dünyası için ufukta ciddi bir fırtına toplanıyor. Amerikan Müşteri Memnuniyeti Endeksi 2025 yılı dördüncü çeyrek sonuçlarının buzdağının sadece görünen kısmını anlattığını söyleyebiliriz. Ulusal memnuniyet skoru 76,9 seviyesine gerilemiş durumda. Yüzeysel bir okumayla bu durum 2017 yılından beri süregelen bir durgunluk gibi görünse de, verilerin derinine indiğimizde çok daha sarsıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Pandeminin ardından 2023 ve 2024 yıllarında 78 seviyelerine kadar tırmanan endeks, kazandığı bu muazzam ivmeyi koruyamayarak yönünü tekrar aşağı çevirdi ve eski bant seviyelerine geri döndü.

Şirketler rekor karlar açıklamaya devam ederken müşteri memnuniyetinin yakaladığı o tepe noktasından tekrar aşağı süzülmesi, pazarda ciddi bir işleyiş bozukluğuna işaret ediyor. Araştırmacıların birikmiş müşteri terki olarak adlandırdığı bu durum, yüksek geçiş maliyetleri ve rekabet eksikliği nedeniyle şimdilik gizli kalıyor ancak engeller kalktığı anda devasa bir kayıp dalgası yaşanması an meselesi.

Endeksin sektörel kırılımlarına baktığımızda en iyiler ile geri kalanlar arasındaki mesafenin hızla kapandığı göze çarpıyor. Geçmişte pazar liderleri rakiplerine otuz puanı aşan farklar atarken, günümüzde bu fark yirmi yedi puan seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Liderlerin salt maliyet odaklı stratejilere yönelmesi ve müşteriye dokunan yenilikleri askıya alması, sahip oldukları eşsiz rekabet avantajını eritiyor. Özel perakende, fiber internet ve araç kiralama gibi sektörlerde zirvedeki markalar kan kaybederken, alt sıralardaki şirketler performanslarını artırarak ortalamaya doğru bir yakınsama yaratıyor ve adeta vasatta buluşuluyor.

Bu sıradanlaşma tuzağına düşmeyen ve ortalamayı reddeden markalar da elbette var. Costco, Trader Joes ve Sams Club gibi perakende devleri, kendi hedef kitlelerini çok iyi anlayarak memnuniyet skorlarını sektörün genelinin aksine yükseltmeyi başarıyor. Kanada pazarında da etkilerini net şekilde gördüğümüz Costco (Costco’yla ilgili bu makalemizi okumadıysanız kaçırmayın.)  örneğindeki model, yalnızca uygun fiyat sunmaktan ibaret kalmıyor. Kendi markalarındaki kalite standardı ve üyelik sisteminin yarattığı güçlü aidiyet hissi, müşteriyi elde tutan asıl sadakat motorunu oluşturuyor. Odak noktasını kaybetmeyen bu şirketler, vasata doğru yaşanan gerilemeden kendilerini koruyabiliyor.

Bu verileri Türkiye pazarının dinamikleriyle birlikte okuduğumuzda, yerel markalar için çok daha yakıcı bir risk tablosu ortaya çıkıyor. Türkiye pazarında yüksek enflasyon baskısı nedeniyle fiyat artışları sıkça yaşanırken, sunulan hizmet deneyiminde benzer bir iyileşme görülmüyor. Adeta bu bir zorunlu birliktelik ve de birikmiş müşteri terki fırtınasına zemin hazırlıyor. Pazara yıkıcı bir vizyonla giren ve müşterinin sesini gerçekten duyan oyuncular, ortalamaya sıkışmış köklü markaların yıllarca güvendiği pazar paylarını aylar içinde altüst edebilir. Rekabet avantajını korumak isteyen liderler, maliyet tablolarına gömülmek yerine müşteriye markada kalması için sahici nedenler sunmaya odaklanmalıdır.

Yorumlar

Avatar

or to participate

Bunları da beğenebilirsiniz