Yedi bini aşkın restoranın tamamını fiziksel olarak ziyaret etmesinin mümkün olmadığını belirten Curtis, iş telefonunun numarasını müşterilerle paylaşarak onlara doğrudan ulaşım imkanı tanıdı. Her gün en az dört saatini gelen çağrıları ve mesajları yanıtlamaya ayıracağını belirten başkan, bu sayede operasyonel sorunları, teknolojik aksaklıkları ve restoranların genel durumunu ilk ağızdan öğrenmeyi hedefliyor.

Bu sıra dışı hamleyi yalnızca bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak görmek fazlasıyla yanıltıcı olur. Kuzey Amerika pazarındaki uygulamaları Kanada içinden doğrudan gözlemlerken, bu yaklaşımın kurum kültürü açısından muazzam bir mesaj taşıdığına inanıyorum. Liderin telefon numarasını halka açması, şirketteki en alt kademeden en üst yönetime kadar tüm çalışanlara müşterinin sesinin ne kadar kıymetli olduğunu gösteren somut bir örnektir. Yöneticilerin sahadan kopup yalnızca metrikler üzerinden karar alması birçok markanın aşamadığı temel bir sorunken, Curtis bu iletişimin sadece teşekkürlerden ibaret olmayacağının, aksine sert eleştirilerle yüzleşmek zorunda kalacağının gayet farkında.

Bu cüretkar çıkışın arkasında aynı zamanda sağlam bir finansal ivme yatıyor. Burger King, ana şirketi Restaurant Brands International’ın operasyonlara ve restoran yenilemelerine yaptığı ciddi yatırımların ardından son 12 çeyreğin 9’unda hızlı tüketim sektörünün genelinden daha iyi bir performans sergiledi. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde Amerika Birleşik Devletleri genelindeki aynı mağaza satışlarında % 2,6 oranında büyüme yakalayan marka, elde ettiği bu ivmeyi kaybetmek istemiyor. Dolayısıyla telefon numarasının paylaşılması, işlerin kötü gittiği bir kriz anı paniğinden ziyade, yakalanan büyüme trendini müşteri geri bildirimleriyle daha da güçlendirme ve tabana yayma stratejisinin bir parçası.

Bu durumu Türkiye pazarının dinamikleri çerçevesinde değerlendirdiğimizde çok daha zorlu bir tablo karşımıza çıkıyor. Türk tüketicisi markalarla son derece duygusal bağlar kuran ve anlık reaksiyon gösteren bir yapıya sahip. Hızlı tüketim sektörünün yoğun temposunda kurye hizmetleri, fiyatlandırma politikaları veya porsiyon standartları gibi başlıklar anlık memnuniyetsizlikler yaratabiliyor. Türkiye içinde bir tepe yöneticisinin doğrudan ulaşım bilgilerini böylesine açık paylaşması, ilk günlerde operasyonu kilitleyecek boyutta bir şikayet yağmuru anlamına gelecektir. Ancak asıl büyük fırsat da tam olarak bu riskin içinde gizli. Tüketici karşısında kendisini gerçekten dinleyen ve mazeret üretmeden sorumluluk alan bir muhatap bulduğunda, markaya yönelik sadakati sarsılmaz bir seviyeye ulaşabiliyor.

Elbette böylesi bir şeffaflığın gücü, alınan geri bildirimlerin ne ölçüde eyleme dönüştürüldüğüne bağlı. Sadece dinlemek değil, duyulan sorunları kökünden çözmek için şirket içi süreçleri hızla güncelleyebilmek asıl değeri yaratacaktır. CX Bulletin okurları için bu vakanın en net çıktısı, teknoloji ve yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin insan odaklı ve gösterişsiz iletişimin yerini hiçbir şeyin tutamayacağıdır. Liderler için bazen en büyük ve en etkili yenilik, sadece telefonu açıp karşınızdakini samimiyetle dinlemektir.

Yorumlar

Avatar

or to participate

Bunları da beğenebilirsiniz