Türkiye pazarında Uber uygulamasını yakından tanıyoruz ancak Kuzey Amerika pazarında onun en büyük rakibi olan Lyft uygulaması pek bilinmiyor. Lyft, kullanıcı dostu arayüzü ve sıcak topluluk yaklaşımıyla yolcu ile sürücüyü bir araya getiren bir ulaşım ağı olarak faaliyet gösteriyor. Şirketin son çeyrekte açıkladığı finansal sonuçlar, müşteri saplantısı kavramının sadece kurumsal bir söylem değil, aynı zamanda işleyen bir model olduğunu gösteriyor.

Şirketin yöneticisi David Risher, elde ettikleri nakit akışını ve aktif kullanıcılarındaki artışı doğrudan bu müşteri odaklı yaklaşıma bağlıyor. Pazardaki rekabete odaklanmak yerine mevcut pastayı büyütmeyi ve yolcuların ihtiyaçlarına eğilmeyi seçen yönetim, rakiplerle sert bir savaşa girmek yerine hizmet almayan büyük kitleye ulaşmayı hedefliyor. Ulaşım sektöründeki yüz milyarlarca yolculuğun henüz çok küçük bir kısmının dijital platformlar üzerinden yapıldığı düşünüldüğünde, rakiplerin adımlarına değil müşterinin beklentilerine bakmak şirkete olumlu yansıyor. Havayolu şirketleri ve yemek teslimat platformlarıyla kurulan ortaklıklar da yolcuya değer katma çabasının faydalı sonuçlarından biri olarak göze çarpıyor.

Kuzey Amerika pazarındaki uygulamaları Kanada içinden doğrudan gözlemleyen bir profesyonel olarak, bu vizyonun özellikle daralan ekonomilerde geçerli bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. Türkiye gibi dinamik, fiyat hassasiyeti yüksek ve rekabetin yoğun yaşandığı bir pazarda şirketler çoğunlukla maliyet kısmaya veya agresif fiyat rekabetine girerek rakiplerini geride bırakmaya çalışıyor. Oysa Lyft örneği, büyümenin temelinde müşteriye tutarlı bir değer sunmanın ve operasyonları pürüzsüz hale getirmenin yattığını gösteriyor. Başkalarının zayıf yönlerini aramak yerine kendi müşterinizin hayatını nasıl kolaylaştıracağınıza odaklandığınızda, finansal iyileşme zamanla kendiliğinden geliyor.

Deneyim yatırımlarının geri dönüşü her zaman hemen görülmeyebilir. Ancak sadakati merkeze alan, kullanıcılarına değer verdiğini hissettiren ve hizmet standardını koruyan markalar, belirsizlik dönemlerinde bile kendilerine yetebilen bir kullanıcı kitlesi oluşturabiliyor. Rekabete değil müşteriye odaklanmak, günümüzün piyasa koşullarında yöneticiler için işlevsel ve değerli bir rehber olmaya devam ediyor.

Yorumlar

Avatar

or to participate

Bunları da beğenebilirsiniz